20 Temmuz 2010 Salı

2 Mayıs 2010 Pazar

önsözünün de, Son sözünün de sen olduğun bu yerden, Ne kadar kaçsam da, Bedenim sana itaat edip, Seni bulduğum ilk yere geri getiriyor beni… Yüreğime… Yolculuğum seninle başladı benim... Bilmediğim kentlerin kapısını seninle açtım... Yeni yeni dünyaların olduğunu ve insanın kendi içinde bir yol olduğunu seninle öğrendim... İçimdeki o yolda, takıp koluma seni... Aşka doğru yürüdüm... Kendimi buldum derinlerimde, yürüdükçe seni daha bir buldum, daha bir içten sarıldım… Keşfedilecek öyle çok şey vardı ki, neye nerden başlayacağımı bilemedim ilk başta… Sordum kendime, sorguladım ben sandığım beni… Neden sakla(n)mıştım bunca yıl hayattan kendimi? Daha vardım işte, nedendi bu sakınışım, neden örtmüştüm üstünü olanlarımın… Ve aklımda binlerce soru… Sustum birden... Alacağım cevaplardan korktum... Anladım ki hep korktum, buydu işte nedeni bütün nedenlerimin… Anladım ve sustum… Tutup yeniden elini sımsıkı bu yolda devam ettim başım dimdik… Artık her şey daha bir aydınlıktı seninle… Kendimi tanıdım çıkardığın bu yolculukta, tanıdıkça seni buldum keşfettiğim bilinmeyenlerimde… Kendimi gizlemiştim her şeyden işte, sana saklamıştım kalanlarımı… Evet, sevgilim, sen benim elimden tuttuğun ve benimle bu yolda ilerlediğin sürece sana çoğalacağım ben… Artarak senin olmaya devam edeceğim… Yoluma yoldaş olduğun için teşekkür ederim… ALINTI

4 Nisan 2010 Pazar

DUDAKLA BARDAK ARASI
Eski Sisam krallarından Ancee adında bir zalim, yeni yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş. İslerin bir an önce bitmesini sağlamak için de kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş. O zavallı kölelerden biri, bir Gün pek bitkin düştüğü için dayanamaz ve zalim krala:
-"Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu bağın üzümlerinden yapılacak şarabi hiç bir zaman içemeyeceksiniz ki!" deyivermiş.
Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış. Nihayet gün gelip üzümler yetiştikten sonra, kral köleler de dahil herkesin hemen toplanmasını emretmiş. Bir müddet sonra da o bağın üzümlerinden yapılmış şaraptan bir bardak getirilmesini emretmiş. Daha önce kehanet gösterisinde bulunan köleyi de huzuruna çağıtrmis. Şarap bardağını eline alarak:
-"Söyle bakayım, benim bu şaraptan hiç bir zaman içemeyeceğimi tekrar iddia edebilir misin?" diye sormuş. Köle şöyle cevap vermiş:
-"Belli olmaz efendim. İçebileceğinizi söyleyemem. Çünkü dudak ile bardak arasındaki mesafe çok uzundur. O arada basiniza neler gelebileceğini de bilemem!"
Köle sözlerini bitirir bitirmez, içeri kralın adamlarından biri girmiş. Bir yaban domuzunun bahçeye girdiğini ve asmaları kırıp döktüğünü söylemiş. Kral elindeki bardaktan bir damla dahi içmeden hemen dışarı fırlamış. Bahçede domuzun bulunduğu yere koşmuş. Kral ve domuz arasında öldüresiye bir mücadele başlamış. Sonunda yaban domuzu mızrak gibi azı dişleriyle, Sisam kralının karnını yarıp ölümüne sebep olmuş.
Kral bostanda, bardak Masada kalmış..
Şu söz bu olayı güzel bir şekilde ifade ediyor: "Nasip ise gelir Hint'ten Yemen'den, Nasip değil ise ne gelir elden?" Sevgiyle kalın...
Kalbinize yakın bulduklarınızı çantada keklik sanmayın. Sıkıca asılın onlara, tıpkı hayata asıldığınız gibi... Çünkü onlarsız hayat da anlamsızdır. Hayatınızı asla aşka kapatmayın. Aşkı bulmanın en kısa yolu, "aşık olmaktır", korumanın en iyi yolu ise ona kanat takmak...
Hayatı çok hızlı koşmayın, nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi unutmayın. Hayatın bir yarış değil, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Dün tarih oldu... Yarin bir sır... Bugünün kıymetini bilin.
Can DÜNDAR

25 Mart 2010 Perşembe

SEVGILI BLOG

UZGUNUM FACEBOOK PROFILIMI YENIDEN ACTIGIMDAN DOLAYI SANA YAZAMIYORUM,

SENIDE SEVIYORUM :))

8 Mart 2010 Pazartesi

Kimi der ki kadın; Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın; Yeşil bir harman yerinde dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir. Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Ne o,ne bu, ne döşek,ne köçek,ne ayal,ne vebal.
O benim kollarım ,bacaklarım.
Yavrum,annem,karım,kız kardeşim,hayat arkadaşımdır.
Nazım Hikmet...

KADINLAR GUNUMUZ KUTLU OLSUN...

3 Mart 2010 Çarşamba

"Ben sahip olduklarımın tadını çıkarmayı öğrendim hayatta. Sahip olamadıklarımın ve olamayacaklarımın acısına ise ayıracak zamanım yok.
Hayat çok kısa."

1 Mart 2010 Pazartesi

Ne giydiğini yaz bana! Sıcak tutuyor mu?
Uyuduğun yeri yaz bana! Yumuşak mı?
Nasıl göründüğünü yaz bana! Yüzün aynı mı?
Neyi özlediğini yaz bana! Kolumu mu?

Nasıl olduğunu yaz bana! Rahat mı?
Sana neler yaptıklarını yaz bana! Cesaretin yetti mi?
Ne yaptığını yaz bana! iyi şeyler mi?
Neler düşündüğünü yaz bana! Beni mi?

Sorulardır sana bütün verebildiğim
Ve gelen yanıtları kabullenmeliyim
Yorgunsan, uzatamam sana elimi.

Ya da açsan seni besleyemem
sanki bu dünyada hiç yokmuşum
Unutmuşum gibi seni.

Bertolt Brecht