30 Aralık 2010 Perşembe

YENi YIL


31 aralik gecesi saatler oniki`yi vurdugunda, sadece yeni bir yila degil, yeni umutlara, yeni sevinclere ve yeni basarilara merhaba demek dilegiyle

Hep birlikte NiCE YILLARA

23 Aralık 2010 Perşembe

Bekliyorum, bekliyorum, bekliyorum
Ve hala BEKLiYORUM........................

21 Aralık 2010 Salı

EKSiK.......................


Omzunda başım eksik
Yatagımda kokun
Tenimde tenin eksik
Gelde bir dokun
Gecelerden uykum eksik
Yüzde tebessüm
Elimde elin eksik
Yaslı hep gözüm
Ne olur dön geri sevindirme elleri
Bozdur mühürlü kara büyüleri
SENSiZ olmaz SENSIZLiK anlatılmaz
Hep eksik diyorum ya O BiLE AZ....

12 Aralık 2010 Pazar

Ve ben seni çok özledim


Yağmur var. Bugün Pazar,Damların üzerinde kuşlar,Daha rahatlar.
Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde
Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru.Daha uyanmadı komşular
Bugün Pazar..Ve ben seni çok özledim
Dışarı çıkmak istiyor canım,Tek başına haytalık etmek,Islanmak, Pazar sabahında yağmurda,Boş caddelerde dolaşmak,Vitrinlerine bakmak mağazaların,Sinemaların afişlerine,Sokakların isimlerine,Sahilde martılara simit atmak
Otobüslerin ilk seferlerine binmek,Gitmek istiyor canım.Hayatın gittiği yere..

Islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine
Fırından taze ekmek alıp Buğusunu çekmek içine
Ve ben seni çok özledim
Tam böyle bir şey,Çiçeğe su yürümesi,,Bebeğin ağlaması,Toprağın uyanması,Yağmurun yağması,Ateşin sıcağı,Bu Pazar sabahı,Tam böyle bir şey,Hayatın atardamarlarında dolaşmak,Bölmeden şehrin uykusunu Bir bardak çay içmek,Sokaklarda gezmek,Yağmurda ıslanmak
Ve ben seni çok özledim
GUNAYDIN ASKIMMMMMM…

7 Aralık 2010 Salı

..............


Boşyere canı yanmaz insanın..
Ya bir eksiklik vardır geleceğe dair, yada bir fazlalık geçmişten gelen...

30 Kasım 2010 Salı

biten butun aşklara...

Şimdi suskun bir pencere kenarında,
Buğulu bir sevdaya, parmağının ucuyla SON yazıyor kadın...
Az sonra yağmur da yağacak,
Ve silinip gidecek,
Daha başlamadan sonlanan bir hikaye...
İlk damla benden sonbahar,
Haydi ağlayalım...

23 Kasım 2010 Salı

ve bitti...


Sen yoksun! Bağıra bağıra ağlamak geliyor içimden, sana bağırıp çağırmak, sana kızmak, gözlerine öfkelenmek, ellerinde çırpınmak. Ama sen yoksun… Ben böyle bişey istemedim… Ben böyle aşk da istemedim, ben konuşmak istedim, söylemek, söyletmek, dinlemek istedim, dinletmek… Dokunmak istedim, sevilmek istedim ve sevmek… Bunları da beklemedim hiç, sen bodoslama girdin içerime, sev dedin, indir kalkanlarını dedin. Şimdi yoksun… Sana sığınmak istedim, sana ağlamak, sana gülmek, sana dokunmak, sana bakmak, sana susamak istedim, sen yoksun…
Süngümü düşürdüm, uykularıma sana göre yattım, rüyalarımı sana göre gördüm ben, hayatı sana göre kokladım, hayat şimdi kaldığı yerden devam ediyor, sen yoksun… İçimde anlatamadığım bir duygu var, huzursuzluk desen değil, üzüntü desen değil, acı desen değil, aşk var içimde ama üstünü kar kaplamış gibi, sanki dağın tepesinde kalmışım, inmeye inilmez, öbür tarafına geçilmez. Uykum geliyor, ölmekten korkuyorum uykumda, farkındayım ayakta kalmak gerektiğinin… Sızı var içimde bir yerlerde, avutmaya çalışıyorum, olmuyor, sen yoksun.
Seni çizmiştim kara kalem. Yüzün, dudakların kolaydı da gözlerinde zorlandım, bana baktığını düşündüm çizerken, bana nasıl baktığını bulamadım, aşkla mı, hüzünle mi, kızgınlıkla mı, huzurla mı, yarım kaldı resim, gözlerin yoktu, sen yoktun… Uzanmaya çalıştım, deydim de… Dokunmak istedim, tanımak yüzünü, ellemek gözlerini, dudaklarını, yüzünde tebessüm mü var yoksa ifadesiz mi bakıyorsun hissetmek istedim, boşlukta kaldı ellerim, sen yoktun. Anlayacağın sevmek istedim seni, aşık olmak istedim, güvenmek istedim yeniden, sığınabilmek birine… Sen yoktun ve ben kaldığım yerden devam ediyorum…
Hayaldeyim…
Yağmur var, karşımda sen oturuyorsun… Şarkı içime işliyor; Sen karşımda oturuyorsun, gözünün içine bakıyorum, canım acıyor, yaralı hayvanlar gibiyim, saldırıyorum, canım daha da yanmasın diye… Ya gidersen, kızarsan, kaşını çatarsan diye ödüm kopuyor ama bir yandan da canımın acısını bil istemiyorum. Ve sen gidiyorsun, arkandan öylece kalakalıyorum.
Kalbimde bir sancı ve hayal yok oluyor, gerçeğe dönüyorum; Saatler geçmiyor, yanına gelmek istiyorum, belki yanın dolu ama biliyorum ruhun yalnız. Yalnızlığına gelmek istiyorum, saçını okşamak, üstünü örtmek istiyorum gece sen uyurken. Uyurken sen, dualar edebilmek istiyorum üzerine üfleyerek…
Çıkıp da gelemiyorum! Ve sen hala yoksun. Öfkem galebe çalıyor sonunda; Sen adamı yarı yolda bırakabiliyormuşsun, arkamdaki duvar sanmıştım seni, yıkılıyormuşsun, denizlerin durgunluğu demiştim senin için, suların çekilebiliyormuş, gözüm, kulağım, ellerim demiştim, kör, sağır, sakat oluyormuşsun, nemli duvar kadarmışsın anlayacağın.
Can demiştim sana, ölüp gidebiliyormuşsun…Bir kadeh şarap kadarmış senin ömrün. Adanın sularına bakarken elimde bir kadeh şarapla, limanin ışıkları kadar aydınlık geliyordu yüzün, gözlerin. Sanki eski bir şarkının iki satırı gibi huzur veriyordu sesin. Şimdi kadehte şarabın göz yaşları, limanin ışıkları kararmış ve şarkılar susmuş, eskilerde kalmış o huzur veren nefesin. Sana değil artık kızgınlığım, kendime. Nasıl oluyor da böyle çocuksu bir saflık yapıyorum, nasıl oluyor da böyle bırakıyorum kendimi sana! Bu kadar nasıl çocuk oluyorum, ya da nasıl oluyor da içimdeki çocuğu tanıdığımi sandigim birine emanet edebiliyorum. Bu kadar sevmisken bunca sanci ve tereddut neden?
Anlayacağın derdim sen değilsin. KENDiME bütün öfkem…

20 Temmuz 2010 Salı

2 Mayıs 2010 Pazar

önsözünün de, Son sözünün de sen olduğun bu yerden, Ne kadar kaçsam da, Bedenim sana itaat edip, Seni bulduğum ilk yere geri getiriyor beni… Yüreğime… Yolculuğum seninle başladı benim... Bilmediğim kentlerin kapısını seninle açtım... Yeni yeni dünyaların olduğunu ve insanın kendi içinde bir yol olduğunu seninle öğrendim... İçimdeki o yolda, takıp koluma seni... Aşka doğru yürüdüm... Kendimi buldum derinlerimde, yürüdükçe seni daha bir buldum, daha bir içten sarıldım… Keşfedilecek öyle çok şey vardı ki, neye nerden başlayacağımı bilemedim ilk başta… Sordum kendime, sorguladım ben sandığım beni… Neden sakla(n)mıştım bunca yıl hayattan kendimi? Daha vardım işte, nedendi bu sakınışım, neden örtmüştüm üstünü olanlarımın… Ve aklımda binlerce soru… Sustum birden... Alacağım cevaplardan korktum... Anladım ki hep korktum, buydu işte nedeni bütün nedenlerimin… Anladım ve sustum… Tutup yeniden elini sımsıkı bu yolda devam ettim başım dimdik… Artık her şey daha bir aydınlıktı seninle… Kendimi tanıdım çıkardığın bu yolculukta, tanıdıkça seni buldum keşfettiğim bilinmeyenlerimde… Kendimi gizlemiştim her şeyden işte, sana saklamıştım kalanlarımı… Evet, sevgilim, sen benim elimden tuttuğun ve benimle bu yolda ilerlediğin sürece sana çoğalacağım ben… Artarak senin olmaya devam edeceğim… Yoluma yoldaş olduğun için teşekkür ederim… ALINTI

4 Nisan 2010 Pazar

DUDAKLA BARDAK ARASI
Eski Sisam krallarından Ancee adında bir zalim, yeni yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş. İslerin bir an önce bitmesini sağlamak için de kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş. O zavallı kölelerden biri, bir Gün pek bitkin düştüğü için dayanamaz ve zalim krala:
-"Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu bağın üzümlerinden yapılacak şarabi hiç bir zaman içemeyeceksiniz ki!" deyivermiş.
Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış. Nihayet gün gelip üzümler yetiştikten sonra, kral köleler de dahil herkesin hemen toplanmasını emretmiş. Bir müddet sonra da o bağın üzümlerinden yapılmış şaraptan bir bardak getirilmesini emretmiş. Daha önce kehanet gösterisinde bulunan köleyi de huzuruna çağıtrmis. Şarap bardağını eline alarak:
-"Söyle bakayım, benim bu şaraptan hiç bir zaman içemeyeceğimi tekrar iddia edebilir misin?" diye sormuş. Köle şöyle cevap vermiş:
-"Belli olmaz efendim. İçebileceğinizi söyleyemem. Çünkü dudak ile bardak arasındaki mesafe çok uzundur. O arada basiniza neler gelebileceğini de bilemem!"
Köle sözlerini bitirir bitirmez, içeri kralın adamlarından biri girmiş. Bir yaban domuzunun bahçeye girdiğini ve asmaları kırıp döktüğünü söylemiş. Kral elindeki bardaktan bir damla dahi içmeden hemen dışarı fırlamış. Bahçede domuzun bulunduğu yere koşmuş. Kral ve domuz arasında öldüresiye bir mücadele başlamış. Sonunda yaban domuzu mızrak gibi azı dişleriyle, Sisam kralının karnını yarıp ölümüne sebep olmuş.
Kral bostanda, bardak Masada kalmış..
Şu söz bu olayı güzel bir şekilde ifade ediyor: "Nasip ise gelir Hint'ten Yemen'den, Nasip değil ise ne gelir elden?" Sevgiyle kalın...
Kalbinize yakın bulduklarınızı çantada keklik sanmayın. Sıkıca asılın onlara, tıpkı hayata asıldığınız gibi... Çünkü onlarsız hayat da anlamsızdır. Hayatınızı asla aşka kapatmayın. Aşkı bulmanın en kısa yolu, "aşık olmaktır", korumanın en iyi yolu ise ona kanat takmak...
Hayatı çok hızlı koşmayın, nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi unutmayın. Hayatın bir yarış değil, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Dün tarih oldu... Yarin bir sır... Bugünün kıymetini bilin.
Can DÜNDAR

25 Mart 2010 Perşembe

SEVGILI BLOG

UZGUNUM FACEBOOK PROFILIMI YENIDEN ACTIGIMDAN DOLAYI SANA YAZAMIYORUM,

SENIDE SEVIYORUM :))

8 Mart 2010 Pazartesi

Kimi der ki kadın; Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın; Yeşil bir harman yerinde dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir. Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Ne o,ne bu, ne döşek,ne köçek,ne ayal,ne vebal.
O benim kollarım ,bacaklarım.
Yavrum,annem,karım,kız kardeşim,hayat arkadaşımdır.
Nazım Hikmet...

KADINLAR GUNUMUZ KUTLU OLSUN...

3 Mart 2010 Çarşamba

"Ben sahip olduklarımın tadını çıkarmayı öğrendim hayatta. Sahip olamadıklarımın ve olamayacaklarımın acısına ise ayıracak zamanım yok.
Hayat çok kısa."

1 Mart 2010 Pazartesi

Ne giydiğini yaz bana! Sıcak tutuyor mu?
Uyuduğun yeri yaz bana! Yumuşak mı?
Nasıl göründüğünü yaz bana! Yüzün aynı mı?
Neyi özlediğini yaz bana! Kolumu mu?

Nasıl olduğunu yaz bana! Rahat mı?
Sana neler yaptıklarını yaz bana! Cesaretin yetti mi?
Ne yaptığını yaz bana! iyi şeyler mi?
Neler düşündüğünü yaz bana! Beni mi?

Sorulardır sana bütün verebildiğim
Ve gelen yanıtları kabullenmeliyim
Yorgunsan, uzatamam sana elimi.

Ya da açsan seni besleyemem
sanki bu dünyada hiç yokmuşum
Unutmuşum gibi seni.

Bertolt Brecht

26 Şubat 2010 Cuma

NOMEN EST OMEN

Kesinlikle kabul edilmesi gereken en onemli nokta isim insan kaderini ancak bir oranda etkileyebilir. Kaderin tamamen isimden etkilendigini dusunmek son derece yanlis bir inanis olacaktir. Eger oyle bir durum soz konusu olsa butun Alilerin, Ahmetlerin veya Ayselerin kaderi ayni olurdu. Bu durumda kesinlikle soz konusu olamaz.

C-S-G-O-U-I
Isaretli harfler dedigimiz C, S, G gibi harflerinde olumsuz harfler oldugu kabul edilirken noktali harflerde (O;U;I) cesitli olumsuz olaylara isaret eder. C,S ve G harflerinin ozellikle bir insanin soyadinda olmasi o kisiye cok ilginc bir guc kazandirmaktadir. Bu kisiler grup calismalarinda cok basarili olmakta ve cok buyuk riskleri alabilecek kadar gozu kara davranmaktadirlar. Bu yetenekleri onlarin yukselmelerine yardimci oldugu gibi baslarinin da cok sik derde girmesine neden olabilmektedir.
GUL
CIFIR ile ilgili bir baska ornek vermek gerekirse isimlerinin icinde GUL hecesi olan kisileri en dikkat cekici ornek olarak gostermek mumkundur. Cevrenizde yasayan ve isimleri Gulsen, Gulten veya Gulay olan veya benzeri isim tasiyan bayanlarin yasamlarina dikkat ediniz. Bu kisilerin yasamlari boyunca pek gulmedikleri aksine mutsuz bir yasama sahip olduklarini goreceksiniz. Bu mutsuzluk genellikle ailevi kokenli olmakta bazen eslerden cogu zamanda evlatlardan kaynaklanmaktadir. Bu kisilerin parasal sorunlari olmasa bile yasamlari boyunca ailevi acidan oldukca gergin bir cizgiye sahip olduklari gorulur. GUL hecesinin yorumunu yapacak olursak... Bu hecede ki en sorunlu harf U harfidir. Cift noktali bir harf olan U harfi mutsuzluk ve sorun getiren bir harfdir. Hecenin ilk harfi ise G olmasindan dolayi bu etki artmaktadir. Cunku G harfinin sayisal degeri 1000 e esit olup EBCET siralamasinin en yuksek sayisina esittir. Dolayisiyla G harfinin etkisiyle U harfinin verdigi sorunlu ve sikintili yasam cizgisi daha yogun olarak yasanmaktadir. Isim icindeki bazi harflerin insan kaderi ve karakterini nasil etkiledigine soyle bir goz atmak gerekirse....... Hepsinin anlatilmasi bu kadar sinirli bir alanda imkansiz olmasina ragmen ismin icindeki bazi harflerin kaderimizi nasil etkiledigine bazi ornekler vermek konunun daha iyi anlasilmasina yardimci olacaktir

S-S-Z
Isminin icinde S, S ve Z harfi olanlar........ Insanlara her turlu yardimi yapar ve zorda kalmis insanlar ozellikle sevdiklerine butun gucuyle korur. ama kizdigi zaman cok acimasizca konusarak son derece kirici olacaktir. Isminin basinda veya ilk hecesinde B ve P harfi olanlar..... Karsi cinsten devamli kacmak mecburiyetinde kalirlar. Cunku karsi cinsle olan iliskileri onlari cok uzecektir. Erken evlenirlerse muhtemelen ayrilirlar. Ama evlilik gec olursa bu tehlike ortadan kalkacaktir. MEHMET'ler ve AHMET'ler yasamlarinin ilk kirk yilinda cok kosustursalar bile basari ve imkan onlara kirk yasindan sonra gelecektir. Servet ve guc ozellikle elli yasindan sonra artarak devam edecek. Ama Mehmet'ler duygusal olarak hep bir arayis icinde olacaklar.

U
Isminin icinde U harfi olanlar.... Ailevi sorunlar hic peslerini birakmayacaktir.... Isminin icinde R, L ve N harfi olanlar..... genellikle ekonomik sorunlari olmayacaktir... Ismin icinde (K, D, S ve Z) harflerinin araya sesli harf gelmeden bir baska sessiz harfle sirt sirta gelmesi....Mesela YUKSEL, ERKAN, OZDEN ve OKTAY gibi dizilimlere sahip olanlar....... Yasamlarini alt ust edebilecek saglik sorunlarini cok ani yasayabilirler. Ozellikle kirk yasindan sonra sagliklarina cok dikkat etmelidirler.
G-K Isminin icinde G ve K harfi olanlar..... Isminin icinde S, S ve Z harfi olanlarla iliskilerine dikkat etmelidirler Cunku yasamlarini alt ust edecek olan sorunlari ya onlar yaratacak veya onlarla beraber yasarlar.
V-U-RE-RA
Isminin icinde V ve U harfi ile RE ve RA heceleri olanlar.... Yasamlarinin hic bir doneminde para tutmayi beceremeyecek ve genellikle ekonomik sikinti cekecekler. Cok para kazansalar bile paranin kiymetini bilemeyecekler ve para tren onlar istasyon olacak.

S-S-Z
Ismin icinde S, S ve Z harfleri olanlar.... Sevgi ve cinselligi genellikle erken yasta tanirlar. Ama bu harfler ismin sonunda bulunursa bu durum kisilerin cocuklardan, ozellikle yasliliklarinda kendi cocuklarindan dolayi sorun yasayacagini da gosterir.

Y
Isminin icinde Y harfi olanlar.... Yasamlarinin sekillendigi ve en onemli gelismelerin onlari etkilemege basladigi donem bulug cagi olacaktir. On yasindan itibaren yasayacaklari olaylar onlarin gelecegini sekillendirecek, yasami tanimalarina yardimci olacak, en onemlisi guclu bir kisilik sahibi olmalarini saglayacaktir.
F

Isminin icinde F harfi olanlar.... Onlar sevdigi zaman sevgiyi aptalca yasayacak ve deli gibi sevecektir. Merakli kisiligi basini sik sik agritacak. Eger ilk sevdigi kisiyle evlenirse cok mutlu olacak,.aksi halde mutluluk onun icin Kaf daginin ardinda kalacak.

Bir ismin icinde ayni sesli harfin (A,E,I,U,O,U,IO)iki kez gecmesi.... Yani MELEK, YILDIZ, HASAN veya SUNDUZ gibi isimleri olanlar... Onlar ekonomik olarak iyi noktalara gelir ama karsi cinsten yana sansli olmaz Gercek mutlulugu hicbir zaman yasayamaz ve insanlardan sakladiklari gizli bir gonul yaralari olur. Isminin icinde H harfi olanlar..... Karsi cinsten yana cok sanslidirlar. Hareketli ve canli bir yasam onlari bekler. Eger H harfi ismin basinda ise genellikle basarili bir cizgileri olur.

S-C-G

Isminin icinde S,C ve G gibi isaretli harfler olanlar..... Onlargozu kara ve risk almaktan hoslanan kisilerdir. Bu harfler eger soyadindagececek olursa bu kisiler kariyerleri icin her turlu risk alarak cokyuksek mevkilere gelebilirler. Ancak bu kisilerin gozlerinin kara olmasionlarin basini cok sik agritacaktir. Onlarin icinden buyuk politikacilar ve is adamlari ciktigi gibi unlu mafya babalari da cikacaktir. Isminin icinde

I
I harfi olanlar.... Bu harf ciddi boyutta bir kaza ve agir hastaliklara isarettir. Isminin icinde O harfi olanlar.... Isaretli harfler kisinin yas***** genel olarak ekonomik sorunlar ailevi mutsuzluklar ve olumsuzluk getirecektir.Kaynakwh:

D-T
Isminin icinde D ve T harfi olanlar..... Bu iki harf timsaha karsilik olup buyuk ve guclu bir kisilik isaretidir. Onemli mevkilere gelmis veya basarili insanlarin isminde genellikle bu iki harf gorulur. Ama bu kisiler ofkelendigi zaman cok sert tepkiler verir ve ortaligi kirip gecirecek kadar agresif davranirlar.
L
Isminin icinde L harfi olanlar.... Ebcette L=30 oldugu icin astrolojide Saturn yapilanmasi denilen donemi cok yogun olarak yasarlar. O donemde (29 ila 31 yaslari arasinda) cok onemli ve yasamlarini cok derinden etkileyecek olaylar olacaktir. Bu olaylar onlarin yasamlarinin otuz yasindan sonraki donemini sekillendirecektir.

A-AY
Ismi A harfi veya AY hecesi ile baslayanlar... Genellikle cabuk inanacak ve saf bir kisilik sergileyeceklerdir.
C
Isminin icinde C harfi olanlar.... Iyi niyetli ve insanlara olumlu yaklasim sergileyen kisilerdir.

22 Şubat 2010 Pazartesi

NEYi SEVERiM BiLiRMiSiN?

Yağmur yağdıktan sonra burnuma gelen mis gibi ıslak toprak kokusunu.. Çıplak ayaklarımla, üzerine sabah erkenden çiğ damlaları düşmüş yemyeşil çimenlerde yürümeyi.. Kek kalıbına boşaltılan hamurun kasede kalanını parmaklarımla sıyırmayı.. Buz gibi hazırlanmış rakıdan aldığım ilk yudumun damağımda verdiği tadı.. Kızarmış ekmek kokuları eşliğinde sabaha uyanmayı.. Güneşi batırıken bir deniz kenarında, bir elde kadeh diğer elde "sevgili" eli ile mis gibi deniz kokusunu içime çekerek nefes almayı, vermeyi, almayı..
Annemi, kızımı ,kedimi .. İçimdeki büyümeye hiçte niyeti olmayan "o" çocuğu.. Çılgınlar gibi dans etmeyi, kimseyi ve hiçbir şeyi umursamadan.. Saaatlerce, kendi kendime, evimde.. Çiçek koklamayı.. Mis gibi kokulu banyo şampuanları kullanmayı, mis gibi kokmayı..Mis gibi kalmayı.. Kendimi.. Her şeyimle, her şekilde, her durumda.. "İyi"ye olan bu güçlü inancımı.. Gelecek güzel günleri..
Denizin içinde olmayı.. Denizin üzerinde olmayı.. Denizle olmayı.. "Deniz" olmayı.. Birilerini gülümsetebilmeyi.. Ta gözlerinin içinden hemde.. Sapkaları, egzantrik tasarımları, kocaman saatleri..
Özenle hazırlanmış sofralarda saatlerce kalmayı.. Lezzetli yemeklerin tadına varabilmeyi.. Yemek pişirmeyi.. Okuduğum kitaplardan defterime notlar almayı.. Sonra bir gün tam da ihtiyaç olduğunda onları uygun şekilde kullanabilmeyi.. Neden olduğunu bilmediğim bir şekilde Cumartesi günlerini.. Aylardan Mayıs'ı.. Eylül'ü.. Her şeye rağmen hayatımı..

15 Şubat 2010 Pazartesi

HAYATI ISKALAMA LÜKSÜN YOK SENİN

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramaya...caktır.

Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman.

Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz. Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.

Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.

Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı Öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.

Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası.... Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte.

Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...

NAZIM HIKMET

14 Şubat 2010 Pazar


Doğum günün kutlu olsun Aşk!


Sevgiliniz olsun olmasın, bugün aşka inanmak, varlığına şükretmek, bir gün sizi de bulması için davet etmek için en güzel gün. Çünkü bugün aşkın doğum günü!


13 Şubat 2010 Cumartesi


Dünya' ya 10 yılda bir çok yağmur yağarmış.



Bu yıl (2010) bu 10 yıllık periyottaymışız. Bu nedenle yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, erik vb. çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın ve herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün. Üzerine de bir bardak su dökün. Dikilen bu meyvelerin en az yarısı yeşerip ağaç olurmuş.Ekonomik yoldan ülkemizi yeşillendirmek için dikebildiğimiz kadar meyve çekirdeği gömelim.



Bu uygulamayı TEMA da yaptı,teşvik ediyor.Doğaya yardım etmek, gelecekte etrafımızı saracak beton ve gökdelenlerden alamayacağımız oksijeni karşılamak için bile bu çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır.



Siz de çekirdeklerinizi atmayın. Biriktirin. Toprağa, insana, geleceğe bir hediyemiz olsun

9 Şubat 2010 Salı

başlıksız..........



Ne kadar doğru şarkının sözleri derken kalkıp bir çay koymalı dedim kendime, suyu ateşe koydum demliğe çayı, sonra gülümsedim, ne çok severdin çay icmeyi..merak ettim acaba sende hatırlıyor musun beni böyle zamanlarda diye..

Başlamamızı düşündüm, paylaştıklarımızı ve bitişimizi o kadar garip geldiki herşey sanki hiç olmamış, anılar, bir kac fotorafta olmasa hiç yaşanmamış gibi..sonra kendimi düşündüm senden sonra ne hale geldiğimi, seninle yeniden hatırladığım çoğu şeyimi kaybettiğimi ve aslında ne çok şey kazandığımı.

Erkeklere karşı inançsız ama bir o kadarda dayanıklı olmayı öğrendim mesela, gözyaşımın kimseye değmeyeceğini, herkese 'dost' denmeyeceğini, herkesin sevgisine sahip çıkamayacağını öğrendim.

Senin cesaretsizliğin öyle bir cesaretlendirdiki beni herşeye, herkese ve hayata karşı, yine korkuyorum ama seninle olduğu kadar değil.., Yerini doldurdum mu? Hayır..Yerini doldurmak istemedimki , o güzel bir kaç günlerimi dolduracaktım başkasıyla, yoksa giderken kırdığın hayallerimi mi..

Sen varsın gene bir yerlerde kimi zaman nefretle andığım kimi zamansa ufak bir tebessümle.. Düşündüm sonra acaba senmi haketmemiştin beni yoksa benmi seni..

Fazla birşey anlatmama gerek kalmadı senin açtığın yaraların kapanması için.Sen zaten anlatmışsın ama yine ben bilememişim anlatılanları.

Seni affediyorum ve sana bir kez daha teşekkür ediyorum bana yaşattığın iyi günler için , o saf ve temiz aşkı büyüttüğüm adam olduğun için, herşeyimi yıkıp gittiğin ve bunu yazmama sebep olan çayı çok sevdiğin için ...
ALINTI......................................