16 Eylül 2009 Çarşamba


Karanlıktaymışlar.İki embriyo, bir ana rahminde...Her şeyden habersiz bekleşiyorlarmış, sudan bir beşiğin içinde...Sarılıp birbirlerine, karanlıkta uyumuşlar öylece...Haftalar geçmiş, ikizler gelişmiş.Elleri, ayakları belirginleşmiş.Gözleri çıktıkça meydana,İkisi de çevrede olup biteni fark etmiş...Ne rahat, ne güvenli bir dünyaymış bu...Sıcak, ıslak, sevgi dolu...'Öyle güzel bir dünyada yaşıyoruz ki' demişler, '...bize ne mutlu...'Gel zaman git zaman, çevreyi keşfe girişmişler.Bu karanlık dünyayı ve hayatın kaynağını deşmişler.Onları besleyip büyüten kordonu fark edinceO kordonla kendilerini var eden Annelerine şükretmişler.Sonra başlamış bir varoluş tartışması:'Bu raya nereden geldik, biz nasıl olduk' diye sormuş ikizler...'Annemiz' demiş biri, 'O bizi var etti, bize can verdi.'Ne biliyorsun' diye itiraz etmiş öteki, 'Sen hiç Anneni görmedin ki...':Belki de o sadece zihnimizdedir. Anne inancı bizi rahatlattığı için uydurduğumuz bir şeydir.'Süredursun ana rahmindeki tartışma, ikizler büyüyüp gelişmişler.Rahme sığmaz olup tekmeleşmişler.Artık parmakları ve kulakları varmış kerataların...Büyüdükçe anlamışlar ki, yolun sonu yakın...Gün gelecek, bu güzelim hayat bitecek;
Karanlık bir yolculuk, onları bir başka diyara çekecek.'
- Buradaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz' diye fısıldamış ikizlerden biri efkarla...'
- Ben gitmek istemiyorum' diye diretmiş öteki; 'doyamadım ki daha hayata...''
- Ama mukadderat alnına yazılandır; dua et, belki doğumdan sonra hayat vardır.'Sormuş karamsar olan:'
- Bir gün bize hayat veren kordon kesilecek. Ondan sonra başımıza neler gelecek?'Şiirle cevaplamış iyim ser olan:'Birçok giden/ memnun ki yerinden/ çok seneler geçti/ dönen yok seferinden...'Ve günlerden bir gün, yer sarsılmış, duvarlar kasılmış.Dayanılmaz sancılarla ikizler beklenen günün geldiğini anlamış.Buruşuk kollarıyla birbirlerine son kez sarılıp vedalaşmışlar.Ve 'ömrümüz bitti' diye çığlık çığlığa ağlaşmışlar.Azrail sandıkları bir el kesmiş onları hayata bağlayan kordonu,Ağlaya ağlaya karanlık bir koridordan öbür hayata çıkmışlar.
CAN DÜNDAR
hayatı sadece dünyadan ibaret sananlar gibi, yaşamlarının sadece ana rahminde olduğunu ve doğunca öleceklerini sanıyorlar..Kim bilir belki bizdeyanılıyoruz onlar gibi..Ölünce ölmüş değil,belki de doğmuş olacağız..Nerden bilebiliriz ki!(alinti)

14 Eylül 2009 Pazartesi

Bu öykü, özel olarak hazırlanmış bir çalışmanın küçük bir parşasıdır. Sizinle paylaşmak istedim. GERÇEK SEVGİ “Bebeğimi görebilir miyim” dedi yeni anne. Kucağına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağı açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu! Anne ve bebeğini seyreden doktor hızla arkasını döndü ve camdan bakmaya başladı. Bebeğin kulakları yoktu... Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği, sadece görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu anlaşıldı. Aradan yıllar geçti, çocuk büyüdü ve okula başladı. Bir gün okul dönüşü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı. Hıçkırıyordu. Bu onun yaşadığı ilk büyük hayal kırıklığıydı; ağlayarak “Büyük bir çocuk bana ucube dedi.”
Küçük çocuk bu kadersizliğiyle büyüdü. Arkadaşları tarafından seviliyordu ve oldukça da başarılı bir öğrenciydi. Sınıf başkanı bile olabilirdi; eğer insanların arasına karışmış olsaydı. Annesi, her zaman ona “Genç insanların arasına karışmalısın” diyordu, ancak aynı zamanda yüreğinde derin bir acıma ve şefkat hissediyordu. Delikanlının babası, aile doktoruyla oğlunun sorunu ile ilgili görüştü; “Hiçbir şey yapılamaz mı?” diye sordu. Doktor “Eğer bir çift kulak bulunabilirse, organ nakli yapılabilir” dedi. Böylece genç bir adam için kulaklarını feda edecek birisi aranmaya başlandı. İki yıl geçti. Bir gün babası “Hastaneye gidiyorsun oğlum, annen ve ben, sana kulaklarını verecek birini bulduk ancak unutma bu bir sır” dedi. Operasyon çok başarılı geçti ve adeta yeni bir insan yaratıldı. Yeni görünümüyle psikolojisi de düzelen genç, okulda ve sosyal hayatında büyük başarılar elde etti. Daha sonra evlendi ve diplomat oldu.
Yıllar geçmişti, bir gün babasına gidip sordu: “Bilmek zorundayım, bana bu kadar iyilik yapan kişi kim? Ben o insan için hiçbir şey yapamadım” “Bir şey yapabileceğini sanmıyorum” dedi babası, “fakat anlaşma kesin, şu anda öğrenemezsin, henüz değil..” Bu derin sır yıllar boyunca gizlendi. Ancak bir gün açığa çıkma zamanı geldi. Hayatının en karanlık günlerinden birinde, annesinin cenazesi başında babasıyla birlikte bekliyordu. Babası yavaşça annesinin başına elini uzattı; kızıl kahverengi saçlarını eliyle geriye doğru itti; annesinin kulakları yoktu. “Annen hiçbir zaman saçını kestirmek zorunda kalmadığı için çok mutlu oldu” diye fısıldadı babası”. Ve hiç kimse, annenin daha az güzel olduğunu düşünmedi değil mi?
Gerçek güzellik fiziksel görünüşe bağlı değildir, ancak kalptedir! Gerçek mutluluk gördüğün şeyde değil, asıl görünmeyen yerdedir. Gerçek sevgi, yapıldığı bilinen şeyde değil, yapıldığı halde bilinmeyen şeydedir!”

6 Eylül 2009 Pazar

SEVDA KUSUN KANADINDA



Dağ başında rastladım ak sakallı birisine Bin yıllık bir halıya bin yıldan beri Bağdaş kurmuş bir çınar gibiydi Sordum ona, “Aşk ne ustam, hayatın sırrı ne? Tepeden tırnağa âşığım ben Koskoca bir hayat var önümde?” ...

Sevda kuşun kanadında Ürkütürsen tutamazsın Ökse ile sapanla vurursun da saramazsın Hayat sırrının suyunu Çeşmelerden bulamazsın Ansızın bir deli çaydan içersin de kanamazsın

4 Eylül 2009 Cuma

SOBELENDIM YADA MIMLENDIM

Hobaaaaaaaaaaaa,
hadi bakalim sevgili Orby ve Pinar beni sobelemisler, anlat diyorlar kendini. insan kendini nasil anlatir, kotu bisey dermiki.

Ben Hulia, Huli, Bli, Blenda
....yasindayim:) herseyden once anneyim, minik bir kizim var.hayvanlari cok severim, benim icin guzel olan herseyle ilgilenirim, sanatin bir cok daliyla ugrasmis olmama ragmen, yazi yazmak bana hep uzak geldi. o yuzden cok parlak cumleler beklemeyin benden.

bitti.

3 Eylül 2009 Perşembe


.Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
· Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.
. Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş..
. Aşk altın değildir, saklanmaz. Aşıkın bütün sırları meydandadır..
. Yeşillerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe geçici, fakat akıllardan meydana gelen gül bahçesi hep yeşil ve güzeldir..
· Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.
. Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide: Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki..
· Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?
· İsa'nın eşeğinden şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.
· Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.
· Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.
· Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır.
· Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?
· Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.
· Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.
· Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?
· Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar
· Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.

2 Eylül 2009 Çarşamba


Eski aşklar yok artık, siyah beyaz filmler gibi…

Ölümüne sevdalanmak yok,

Sadakatler mahzun,

İhanetler, sevmeyi unuttu kendi yüreğinde

Elimizde buruk vedalar başı boş…

Ya eski aşklar yok şimdi
Ya da, ben eskilerde kaldım sessiz ve derin….

HEPiMiZ BIR YILDIZIZ,
NE CIKAR BiZi ATESBOCEGi SANSALAR
Belki Tanrı yanlış insanlarla tanışmamızı istedi. Doğru insanı tanımadan önce, böylece en sonunda doğru insanla tanıştığımızda, bu hediyenin ne yüce olduğunu anlamamız için. Belki mutluluk kapısı kapandığında, başkası açılıyordur. Fakat böyle zamanlarda kapanan kapıya öyle uzun bakarız ki, bizim için açılan diğer kapıyı görmeyiz bile.

Belki en iyi arkadaşlık, sallanan bir koltukta beraber sallandığınız, tek bir kelime etmediğiniz ve giderken bunun hayatınızdaki en iyi sohbet olduğunu düşündüğünüz kişilerde saklıdır. Belki, elimizde olanın kıymetini kaybettiğimizde anladığımız doğru olabilir, fakat elimize gelene kadar, neler kaçrdığımızın farkına varamadığımız da doğrudur.

Birine sevginizin tümünü sunmak, asla sizi de aynı şekilde seveceğinin garantisi değildir. Sevgiye karşılık beklemeyin; sadece sevginin karşıdakinin kalbinde büyümesini bekleyin. Fakat olmazsa da, sizin kalbinizde büyüdüğüne emin olun. Birine çarpılmak için bir an yeterlidir, birinden hoşlanmak bir saat ve birini sevmek için de bir gün yeterlidir… Ama birini unutmak bir ömür sürer.

Görünüşe aldanmayın; kandırıcı olabilir. Zenginliğe aldanmayın; yok olup gidebilir. Sizi güldüren birini seçin. Çünkü karanlık bir günü aydınlatan tek şey bir gülümsemedir. Kalbinizi gülümsetebilen birini bulun.

Öyle zamanlar vardır ki, bazen birini öylesine çok özlersiniz ki, onu hayallerinizden çıkarıp, gerçek hayatta kucaklamak istersiniz. Hayal etmek istediğiniz şeyi hayal edin, gitmek istediğiniz yere gidin, olmak istediğiniz kişi olun, çünkü yaşayabileceğiniz tek bir hayatınız var. Ve tüm bunları yapabilmek için tek bir şansınız…

Sizi tatlı kılacak kadar yeterli mutluluğunuz olsun, güçlü kılacak kadar acı deneyiminiz, insan kılacak kadar üzüntünüz, ve sizi mutlu kılmaya yetecek kadar umudunuz olsun.

Daima kendinizi başkalarının yerine koyun. Eğer kalbiniz acıyorsa, o kişininkiler de acıyordur. En mutlu kişiler, her şeyin en iyisine sahip olanlar değildir, onlar karşılarına çıkan her şeyin değerini en iyi bilenlerdir.

Mutluluk; ağlayanlar, incinenler ve çabalayanlar için vardır. Çünkü böyle insanlar, hayatlarına giren her insanın önemini takdir edenlerdir. En parlak gelecek, unutulmuş bir geçmişin üstünde yükselir. Geçmişinizdeki kalp kırıklıklarını ve hataları silemezseniz, hayatın içinde ilerleme şansınız olmayacaktir.

Hayat Hayatım Diyeceğin Biri Varsa Hayattır...


NiKO

O`nun icin yazmayi hep erteledim, dilimin varmadigi yoklugunu soyleyememekten, her gecen gun ozleminin daha da buyudugu, icimi ilk zaman ki kadar cok acittigi icin..

4 Haziranda tanistik Niko yla. Ankara da bir arkadasimin kuzeninin bekar evinde baktigi kedisinin 3 yavrusundan biriydi Niko .

Ilk elime aldigimda goz goze geldik ve o gunden sonra hep gozlerimizle anlastik. Digerleri gibi miyavlamazdi, gozleriyle konusurdu. Sevgilerin en temizini yasadik...

Iyiki hayatima girdin, ve iyiki benimle kaldin. Yasamimi renklendirdigin, beni cok sevdigin ve Niko`m oldugun icin,

Gittigin yerde mutlu oL, SENI COK SEVIYOR VE OZLUYORUM...

1 Eylül 2009 Salı

tc no...

5 dk da cikartilabilecek bir evrak icin, iki gundur haldir haldir yurumek zorunda kaldim. ustelik hic bilmedigim yerlere giderek.

tc numarasi verdiler ama henuz bir ise yaramadi,yariyorda benim mi haberim olmuyor. sinir oldum.muhtar, kaymakam, nufus muduru, okul muduru bu dordu arasinda gecen evrak alisverisinde ben odaci gibi gotur imzalasin getir imzalayayim muhabbetine tanik oldum. ve henuz sonuca ulasamadim.

saka gibi


iste budur hayatin anlami... orby canim cigerim, kanim canim, kardesim,
bu tanimlar bile onun benim icin anlamini ifade etmeye yetersiz kalir. onsuz hayati dusunemiyorum, birakin hayati bir gunu dusunemiyorum.
kimileri anlayabilir kimileriyse hic kafa bile yormaz ama bu onun benim icin anlamini degistirmez
bana munhasir olsun isterim aslinda ama bu cok haksizlik olurdu. olsun benimle kaldigi surece baskalariyla onu paylasabilirim. bir rivayete gore eger orby evlenirse benim cok kiskancliga dusecegimi soyluyorlar. olmayacak bir durum degil. umarim beni ihmal etmezsin !!!!! kocada biyere kadar ama dimeee

BU MINIK TE BENIM KUZUM... HER SEY ONDAN SONRA BASLADI.YASAM O GELINCE RENKLENDI, DEGISTI FARKLILASTI. DAHA ZORLASTI BELKI AMA COK DAHA EGLENCELI HALE GELDI. IYIKI GELDIN.